☕ Evde Kalmayı Sevenler Kulübü

Bazı insanlar kalabalığın içinde enerji bulur.

Ben evin içinde buluyorum.

Bir kahve kokusunun arasında, battaniyenin altında,

ya da köpeklerimin horultusuyla dolu bir sabahın sessizliğinde.

Dışarı çıkmak bazen güzel bir fikir gibi gelir ama çoğu zaman birkaç saat sonra

“keşke evde olsaydım” derim.

O an içimdeki ev kuşu zafer işareti yapar. 🕊️

Evde olmak benim için tembellik değil, bir yaşam biçimi.

Raflardaki kupa koleksiyonumla göz göze gelmek,

Piglet’in battaniyesine kıvrılışını izlemek,

kahve makinesinin tıs tıs sesiyle mutfağın uyanışını duymak…

Bunlar bana hayatın yavaş kısmını hatırlatıyor.

Ve ben o kısmı seviyorum.

Ama ev sadece sessizlikten ibaret değil.

Bazen çocukların kahkahasıyla birlikte yükselen minik bir kaos,

bazen eşimin mutfaktan seslenişiyle karışan kahve kokusu,

bazen de salonda dev bir masa kurup dostlarımızı ağırladığımız,

her şeyin biraz dağınık ama çok “biz” olduğu akşamlardan ibaret.

O kalabalıklar beni yormuyor; tam tersine, evi ev yapan o sesler, o karmaşa, o kahkahalar oluyor.

Evde Kalmayı Sevenler Kulübü’nün üyeleri acele etmez.

Hafta sonu dışarı çıkmamak için bahaneye ihtiyaç duymaz.

Yeni bir dizi bulur, biraz şarap koyar,

ve “hayat biraz da battaniye altı huzurdur” der geçer. 🍷

Bazen “sosyal değil misin?” diye soruyorlar.

Ben aslında çok sosyaliyim.

Sadece kahvemle, köpeğimle, bazen de sevdiğimle.

Bir bakmışım mutfakta yan yana, sessizce tabak diziyoruz —

bir şey konuşmadan bile anlaşmanın sıcaklığı yayılıyor ortalığa.

Evde kalmak dünyadan kaçmak değil,

kendime, aileme, evime sığınmak gibi.

Bir fincan kahvenin içinde huzur bulmak,

mutfağa girdiğimde günün yorgunluğunu unutturacak o tarifi denemek,

ya da salonun köşesindeki pembe ışıkta düşüncelere dalmak.

Kimi dışarıda bulur huzuru,

ben perde aralığından sızan ışığın altında buluyorum. ☁️

Biliyorum, dışarıda birileri şu an dans ediyor.

Ama benim müziğim fırından gelen peynirli mısırın sesi,

çocukların mutfakta “ben karıştıracağım!” tartışması,

ve Winnie’nin kanepeyi tamamen işgal etmesi.

Ve o an fark ediyorum: hayatı dolu dolu yaşamak bazen sadece

bir şarap kadehi, bir yumuşak yastık,

ve kimsenin bozmaya cesaret edemediği o sessizliktir.

Evde Kalmayı Sevenler Kulübü’nün kuralı basit:

Pijamanla gel, kalbini getir, telefonu sessize al.

Kahveni demle, sofrayı kur, çocukları gülmeye bırak.

Dünya seni bekleyebilir.

Çünkü sen zaten tam yerindesin.

“Hayatın temposu dışarıda değil bazen pembe perdelerin ardında, kahkahalarla karışan bir sessizlikte gizli.” 🌸

Evde Kalmayı Sevenler Kulübü: üyelik ömür boyu, aidat bir kahve, bir kahkaha, bir sarılma. ☕💗

Yorum bırakın